Gönderen Konu: Zombi kapitalizmin semptomları  (Okunma sayısı 1895 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kıvılcım

  • İleti: 72
Zombi kapitalizmin semptomları
« : 15 Mart 2013, 18:17:10 »
KUR SAVAŞLARI

Kapitalizmin yapısal krizi bir dizi iç evre geçirerek derinleşiyor.Sistemin zombi karakteri daha da alenileşiyor.Kapitalist krizin yıkıcı etkileri küresel düzeyde yayılıyor.

Kur savaşları  bunun bir yansıması oldu.Ocak 2013’te ABD Merkez Bankası-FED’in Parasal genişleme sürecini hızlandıran yeni kararlar alması,bir dizi gelişmeyi beraberinde getirdi.

FED yeni kararı ile 2014 yılının sonuna kadar farklı finans ve mali varlık mevcutlarının alımını (yaklaşık 3 trilyon dolardan) 4 trilyon dolara kadar genişletecek.

FED parasal genişleme portföyünü günlük 85 milyon dolara çıkardı.Bu durum ABD ekonomisi için ciddi riskler oluşturuyor.Buna rağmen önümüzdeki dönemde günlük parasal enjeksiyonların daha da artması bekleniyor.

FED’in bu “önlemleri” doların değerinin düşmesine yol açtı.ABD böylece küresel rekabet yeteneğini güçlendirmeye çalıştı.Bir para politikası olarak uygulanan bu yöntem yada ulusal paranın diğer paralar karşısında değerinin düşürülmesiyle ortaya çıkan devalüasyon,dış ticaret politikası olarak hayata geçiriliyor.Bu adımlarla ekonomik üstünlük sağlanarak, küresel rekabet yeteneğinin güçlendirilmesi isteniyor  ve ihracatın arttırılması hedefleniyor.

Devalüasyon politikaları ikili bir amaca hizmet ediyor.Paranın değerinin düşürülmesi, ekonomilerin spekülatif sermayenin yıkıcı hamlelerine karşı önlemler almayı ve küresel ticarette rakiplerine karşı avantajlı bir konuma gelmeyi sağlıyor.
Son iki yıl içinde uluslararası düzeyde bir çok metropol ülkenin izlediği devalüasyon politikaları, 2013 yılının başından itibaren yoğunlaştı. Ve sarsıcı etkiler yaratmaya başladı.

JAPONYA’DA UZUN RESESYON

Japonya FED uygulamaları karşısında rekabet gücünü arttırmak için para değerini zayıflattı.Japonya 1990’ ların başlarından itibaren uzun bir durgunluk dönemine girdi.20 yılı kapsayan bu süreçte, ekonomide aralıklı sikluslar yaşandı.Özellikle Doğu Asya krizinden sonra Japonya’ da  5 kez yüksek durgunluk siklusları görüldü.Kapitalizmin yapısal krizinin şiddetle dışa vurduğu,küresel düzeyde yıkıcı sonuçlar yarattığı 2008 sonrasında ise Japonya ekonomisi ciddi sarsıntılar yaşadı.Ekonomik kriz yoğunlaştı.

2013’ te Japonya hükümeti acil ekonomik önlemler aldı ve karşı hamle olarak bazı adımlar atmaya başladı.FED’ in agresif para politikalarına karşı, “radikal” parasal genişleme kararı aldı.

Ekonominin canlanması ve doların karşısında yen’in görece yüksekliğinden kaynaklanan problemleri (özellikle Japonya’ nın elektronik sektöründe ciddi sorunlar yaşanıyordu) aşmak için,Japonya Merkez Bankası yen’in değerini düşürdü.Ve sınırsız parasal genişleme yönünde adımlar attı.

Japonya Merkez Bankası enflasyon hedefini %1 den ,%2 ye çıkardı.2014 yılında sınırsız varlık alımı gerçekleştireceğini açıkladı.2014 yılından itibaren her ay 13 trilyon yen’ lik varlık alımı yapacağını bildirdi.

Japonya’nın parasal genişleme adımlarıyla küresel düzeyde hızla kur savaşları gündeme geldi.Japonya’dan sonra önce İngiltere,ardından Çin benzer adımlar atmaya başladı.Avrupa Merkez Bankası kıtayı saran double krizin, yani kamu borç krizi ve zombi bankacılık krizin etkisiyle hamle yapamadı,ancak pozisyonunu korudu.

Bugün açısından kur savaşları üç emperyalist ana cephede gerçekleşiyor.ABD,Japonya ve Çin bu savaşın ana karargahları olarak öne çıkıyor.

Japonya’nın yeni düşürme operasyonuna karşılık ABD, doların değerini düşürerek yanıt  veriyor.         

KUR SAVAŞLARININ YIKICI ETKİLERİ

Doların değerinde yaşanan düşüşler,Çin açısından ciddi riskler barındırıyor.ABD’nin bir nevi temel tedarikçisi konumunda olan Çin,ABD’nin devlet tahlillerini satın alarak doların düşüşünü engellemeye ve böylece riski kontrol etmeye çalışıyor.

Son G20 zirvesinde emperyalist ülkelerin kur savaşlarında “uzlaşma” kararı alması, kur savaşlarının yıkıcı etkisinden ve salgınından geçici olarak kurtulma çabası olarak değerlendirilebilir. Bugün açısından kontrol edilen kur savaşları, 2013 yılı içinde daha yıkıcı ve yaygın bir şekilde devam edebilir.2013 yılı dalgasal kur savaşlarına sahne olacak dinamikleri içinde barındırıyor.

Kur savaşları periferide yer alan ülkelerde ve ikinci kuşak kapitalist ülkelerde yıkıcı sonuçlar yarattı.Kur savaşları, periferi ülkelerinin yaşamsal ihtiyaç duyduğu dış kaynağın gelişini engelleyici bir yön taşıyor.Parasal genişleme politikaları periferiye dış kaynağı çeken yüksek faizlerin gerilemesine yol açar.

Bu durum periferiye dış kaynağın girişlerini bloke edici faktördür.Ayrıca ikinci kuşak kapitalist ülkeler içinde olan Şili,Brezilya,Kolombiya ve Peru gibi ülkeler ulusal paralarının değerlerinin artmasından dolayı,ihracatlarında şiddetli sorunlar yaşadı.Kur savaşları bu ülkelerde bugünden büyük zararlar yarattı.Bu kuşaktaki ülkeler 2011 yılından beri parasal değerlerini düşürmek için uluslararası piyasalara 150 milyar dolar aktardı.

Uzun ve yıkıcı kur savaşları periferideki ülkelerinin yapısal sorunu olan dış kaynağın gelişini bloke ettiği ölçüde, dalgasal ekonomik çöküşleri beraberinde getirebilir.İkinci kuşak ülkelerde ise ihracatta yaşanan tıkanma ekonomik krizleri tetikleyici yada derinleştirici bir faktör olacaktır.   
   
ÇİN VE KUR SAVAŞLARININ JEO-POLİTİK ETKİSİ

Kur savaşları,kapitalizmin yapısal krizinin yeni biçim alışlarından biri olarak dikkat çekiyor.Kur savaşları sadece ekonomik hamle ve atakları içermiyor,bunun yanında jeo-politik yönelimleri ve blokajları tamamlayıcı bir unsur olarak devreye sokuluyor.Kısaca kur savaşları bir ekonomi-politik çerçevede gerçekleşiyor.

ABD kur savaşlarını yeni soğuk savaş taktiklerinden biri olarak devreye sokuyor.Özellikle Çin’in ekonomik gelişimini kontrolde tutmak ve jeo-politik hamlelerini kırmak için kur savaşları etkili bir taktik olarak kullanılıyor.Ayrıca kur savaşlarını tamamlayan, ABD ve AB arasındaki ekonomik ilişkilerin yüksek düzeyini ve kapitalist sistemin batı merkezli konumunu korumak için Serbest Ticaret Bölgesi kurulması yönündeki adımlar önem taşıyor.ABD ve AB arasında dış ticaret hacmi hızla yükseliyor.Bugün açısından 600 milyar dolara ulaşan bu hacmin,Serbest Ticaret Bölgesinin kurulmasıyla bir trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Çin içinden geçtiğimiz yüksek konjonktürde kompleks politikalar izliyor.Ataklara, karşı ataklarla yanıt veriyor.

Çin hegemonyasını küresel düzeyde hızla yayan ve derinleştiren bir güç olarak, muazzam döviz rezervine sahip bir ülkedir. Çin önemli oranda ABD’nin borç tahvillerini elinde tutuyor ve aynı zamanda bu tahvillerin en büyük alıcısı olarak hareket ediyor. Çin bu adımlarıyla, yuan’ ın dolar karşısında değer kaybetmesi sonucu,ABD’nin borcunu sistematik olarak arttırıyor.

Japonya kur savaşlarının küresel aktörlerinden biri olarak öne çıkarken,aynı zamanda jeo-politik hamlelerde yapıyor.

Japonya’nın yaşadığı uzun resesyon sürecinde Japon milliyetçiliği ve militarizm hızla gelişti.Krizin yarattığı kitlesel hoşnutsuzluk Japon milliyetçiliği kışkırtılarak manipüle edilmeye çalışıldı.Bunun yanında hızlı bir militarizasyon süreci yaşandı.
 
Japon militarizmi, Japonya’nın Uzak Asya’daki nüfuz ve ekonomik alanlarını korumaya ve Çin’i Pasifikten kuşatmaya hizmet ediyor.

 Kur savaşları aynı zamanda jeo-politik hamlenin bir parçası olarak gündeme geliyor.

2013 yılı içinde benzer kur savaşlarının yaşanması yüksek bir olasılıktır.

Kur savaşları kapitalizmin yapısal krizinin iç evrelerinden biri olarak öne çıkıyor.Ayrıca kur savaşları zombi kapitalizmin bir semptomu olarak kendini dışa vuruyor.

Agresif para politikaları küresel ekonomiyi enfekte edecek riskleri içinde barındırıyor. Parasal genişleme politikalarının uzun vadede borçlanma düzeylerini yönetilemez hale getirmesi,bir dizi ekonomik riski büyütmesi ve küresel ekonomik büyümeyi engelleyici etkisi son derece riskli ve yıkıcı sonuçları beraberinde getirebilir.Bu durum küresel ekonomiyi enfekte edici içeriktedir. Bugün Avrupa’yı saran zombi bankacılık,2008 sonrası bir dizi zombi şirketinin iflası ortamı bütünüyle enfekte etmiş durumdadır.

Zombi salgınını hızla yayabilir. Zombi bankacılığı,zombi şirketler ve zombileşen iktisadi yaşam takip edecektir.Artık kapitalizm yapısal krizinin her evresi sistemin yani kapitalizmin zombi karakterini daha net ve çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarmaktadır.

Volkan Yaraşır