Gönderen Konu: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA  (Okunma sayısı 4686 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« : 27 Temmuz 2012, 00:18:52 »
Kapitalizmin çöküşü salt İspanya,Portekiz,İtalya ve Yunanistan'da değil Mısır'da da işiçi sınıfını harekete geçirmiştir.   

Sağlık ,tekstil, seramik ve daha birçok işkolunda grev ve gösteriler giderek büyümekte fakat karşı devrimci gerici egemenler  bilindik yöntemlere ilaveten  sağlık işçilerine karşı gerçek mermiler kullanmış , " gelecek devrim işçi sınıfının devrimi olacaktır" söylemleriyle  devlet binalarına saldıran emekçilere karşı kullanılan faşizan yöntemlerle çok sayıda işçi yaralanmış ve gözaltına alınmıştır.

Öte yandan İspanyave İtalya belki Yunanistan'dan çok daha ciddi bir ekonomik çöküşle karşı karşıyalar ve yine kapitalizm kendine özgü yöntemlerle ,tabii ki keseri kendisine yontarak halka dar kemerleri  hediye eden burjuvazi çok iyi biliyor ki Avrupa Merkez Bankası  ve diğer finans kaynakları kendilerini kurtarmaya yetmeyecek ve yine kendilerince kısmi olumluluklar altında son nefeslerini verene dek direnecekler.

Geçtiğimiz hafta içinde işçi sınıfının görkemli çıkışına sahne olan İspanya umuyoruz bu politikalara teslim olup geçici de olsa kapitalizmin ekmeğine yağ sürmeyecektir.

IMF ve Çin egemenleri tarafından her ne kadar dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip oldukları savlansa  da Çin'in  de  kapitalizmin küresel ölçekteki krizinden etkilenmemesi olanak dışı; Kara Avrupa'sının giderek büyüyen borç krizinden Çin 'in ihracatının etkilenmemesi eşyanın tabiatına aykırı bir durum  .Birçok iş kolu kapanarak yol olurken buna paralel olarak da  istihdam düzeyi giderek düşmekte-söylenilen 20 milyondan fazla  işyerinin kapanmış olduğu - yıl sonuna dek çok daha hızlı bir düşüşle emekçileri şimdikinden çok daha zor koşulların beklediği yadsınamaz.

 Tüm nesnel koşulları olgunlaştırmış olan kapitalizmin bu krizinden,  devrimci bir vazife çıkartılıp ;bu asalak,sömürgeci zihniyet birliğine  karşı proletarya iktidarının oluşturulması tek çıkar yol olup ;  krizin ,kapitalizmin gelip geçici bir sancısı olduğu düşünülmeden  YA SOSYALİZM YA SOSYALİZM denmelidir.   
« Son Düzenleme: 20 Mart 2018, 15:49:50 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Avrupa, Ortadoğu ve Asya Derken- Dünya
« Yanıtla #1 : 11 Ağustos 2012, 00:20:08 »
Kapitalizmin kıskaçlarında sıkışıp kalan Kıta Avrupa ülkeleri arasında işsizlik oranı yüksekliğiyle İspanya’dan sonra ikinci sırada bulunan  Yıunanistan  içinde bulunduğu bu resesyon durumundan  ; Troyka’nın  (Avrupa Komisyonu ,;IMF, Avrupa Merkez Bankası )sözde kurtarma paketleriyle ayağa kalkacak;   Nasıl  mı? AB ve IMF ‘nin verdiği / vereceği milyar dolarlık borçlarla ! Bu borcun verilmesinin tek ve en önemli şartı  ; ücretlilerin nakdi ve ayni  haklarında kesintiye gidilmesi .

Euro bölgesinden  çıkmamakta kararlı bir hükümet erkini , bu tutumundan dolayı halka şikayet edenlerden biri ; burjuvazinin belirlediği çizgilerde “komünist” olduklarını savlayan bir KKE ile ÖDP’nin kardeş partisi Syriza;  çok mu farklı söylem ve eylemler içindelerdi ?

Hadi bakalım ; faizleri hariç 11 milyar dolarlık kemer sıkma  maliyetindeki ,  31 milyar dolar tutarındaki  Troyka’dan alacağı  31  milyar dolar borç  kapitalizmin düşürdüğü çukurdan Yunanistan’ı çıkaracak mı ,yoksa borç sarmalı gittikçe büyüyerek bunun bedelini her zamanki gibi halk mı ödeyecek?

Borçların ödenememesi  ve de kurumsal nitelikteki firmalar ile yüksek montanlı  bakiyelere sahip hesap sahiplerinin eorularını dışarı  çıkarmaları  nedenli finans kapitalin içine düştüğü durum ortada; bankalar kredi veremez durumda , kısacası onları besleyen ,kaydi para yaratan sistem çöktü ,çark durdu .

İçinde bulunulan durumu , devletin organize olamaması  ( vergilerin alınamaması, hantal bürokratik yapı vb .)  şeklinde yorumlayan bazı aklı evvel  finans  sözcüleri  kabul etsinler – etmesinler   o çok güvendikleri  kapitalizm tekerine çomak yine kendilerince sokulmuş  son çırpınışlarını yaşamaktadırlar.

Çok yazık ki ,  bu olgunlaşan şartlardan vazife çıkarıp da sınıfı örgütleyen  bir unsur yok ! Yok ki , hala ,kapitalist –emperyalist erklerle pazarlık masasına oturulup  ,adeta gelecek aya “ ya kısmet “diyerek salt 30 günlük sözleşmelerle iş bulabilen emekçilerin ,halkın  boğazlanmasına  izin veriliyor !

Şimdi ;insanca yaşamak ve  özgürleşmek adına kapitalizmle zaten  bitmiş olan bu zoraki birlikteliği,proletarya iktidarının geleceği bir devrimle taçlandırmak zamanı .
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Avrupa, Ortadoğu ve Asya Derken- Dünya
« Yanıtla #2 : 03 Eylül 2012, 18:41:54 »
Şimdilerde kapı komşumuzun Atina'sında cunta döneminden bu yana kapitalizmin belki de en vahşi tablosu yaşanıyor; binlerce polis ,faşist Altın Şafakçılarla birlikte göçmenleri kamplarda döverek ağırlamaya (!) başladı.

Avrupa Komisyonu'nun da desteklediği bu yabancı düşmanlığı hükümet erkinin toplumsal ve ekonomik kriz nedenlerini örtbas etmek, AB dayatmalarının haklılığını (!) göstermenin yanında işçi sınıfının da bölünmesine zemin hazırlamakta .

Bilinmeli ki ırkı,rengi vb. ne olursa olsun işşçi sınıfının düşmanı birdir, aynıdır!

Bu " yurtsuz kişiler"  , "evsiz yabancılar"  bulundukları coğrafyaların cehenneminden kaçmış ve sınırlardan girdikleri anda  sığınma durumu hukuken ortaya çıkmıştır;  bu mülteci -sığınmacı konumları ta ki vatandaşlık statüsünü kazanana dek devam eder. Yani misafirdirler.....Bu aşamadaki geri dönüş de dahil olmak üzere yerleştirme ,entegrasyon kararları da sadece mülteci olana aittir. Çünkü ,bu hak  yani Karar Özgürlüğü devredilemez haklar grubuna girer.

Şimdi bu durumdaki göçmenlere , Atina dar edilmekte  adeta kaçtıkları cehennemi arar hale getirilmektedirler.Bu barbarlığın karşısında sözüm ona "sol" ne yapmaktadır? Oportünistçe yaklaşımlardan başka hiçbirşey  ! Bir yandan bu içler acısı durumu sözüm ona protesto edeceksiniz ,diğer yandan da güvenlik kuvvetlerinin arttırılması,daha fonksiyonel hale getirilmeleri konusuna çanak tutacaksınız.

Yerleşik ya da göçmen fark etmiyor; sınıfı engellemek adına sergilenen bu çirkinlikler, ancak  sosyalist bakış açısına sahip öncü bir parti önderliğindeki direniş ile geri püskürtülebilir.
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Ynt: Avrupa, Ortadoğu ve Asya Derken- Dünya
« Yanıtla #3 : 29 Eylül 2013, 22:52:13 »
Köprülerin  altından geçen suların debisi; kış  bitti , yaz geldi azalmadı , aksine arttı ve anafor yaparak akmaya çalıştığı için kapitalizmin  can simitleri de fayda etmiyor.

Son duruma şöyle bir bakalım ; İspanya  % 60 genç işsizliği  ve yaklaşık yedi  milyon işsiz , Fransa'ya baktığımızda  iş hayatına hiç başlamamış işsiz sayısı rekor kırıyor: yaklaşık dört milyon kişiyle. İngiltere , şaka değil son bir asırdan bu yana Gayri Safi Yurt İçi Hasıla faslında en uzun ve en derin düşüşü yaşıyor.

Sistem yatırım yapamazken artan işsizlik oranları ve  yoksulluk  sonucunda açısının giderek büyüdüğü sosyal eşitsizlikler ... Küresel anlamda  üçlü resesyonların yaşandığı bir döneme girilmiş  ,mali piyasalara dökülen likidite halkların  reel gelirlerinde artma değil,  açılan kredi muslukları nedenli borç  batağına tam olarak girmelerine  neden olmuştur. Makro anlamda  geleneksel para ve maliye araçları da fayda etmiyor artık  , ciddi bir nefes darlığı yaşıyor sistem . Parasal genişleme politikaları da iflas etti. Denenmeyen ne kaldı denirse ,koskoca bir HİÇ...

Sözün kısası ; ne Smith ile Ricardo ne de Keynes artık reçete olamıyor sisteme ... Daha da kısası , sistem kendi krizlerini yönetemiyor,acz içindedir.

Biliyoruz ki ; toplumsal anlamdaki çatışmaların temelinde,üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki çelişki yatmaktadır ve de bu anlamdaki çelişki, kör parmağım gözüne der gibi karşımızda durmakta mıdır ? Evet ! Yani ,nesnel koşullar bize diyor ki  'ben oldum ,büyüdüm ,düşmek üzereyim ama sizler hala sadece konuşuyorsunuz' ; 'öznel koşullar nerde ' diye sesleniyorum , diyor nesnellik !

Halimiz -ahvalimiz öz olarak bu şekildeyken ; kalkmış yine birileri Yunanistan'daki kankası Syriza gibisinin İspanya'da çıkıp çıkmayacağını sorguluyor !  Ne yaptı Syriza Yunanista'da da benzeri İspanya'da yapacak. Oportunist,revizyonist politikaları benimsemiş reformcu "SOSYALİST / KOMÜNİST PARTİLER" ! Umutlarını sandığa bağlamışlar sürüsü ,sandıktan ne çıkar bilmez misiniz  !

Sınıfın; sizler gibi sözde "KOMÜNİST"  partilere değil ,  sosyalist enternasyonalizm bir program temelinde bilinçli bir siyasi mücadeleyi yürütecek gerçek devrimci öznelere ihtiyacı vardır .


“ Üretim ilişkilerinin tümü, toplumun iktisadi yapısını, belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukukî ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır. Gelişmelerinin belirli bir aşamasında toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine, ya da bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder. …" demişti MARKS !
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2013, 23:04:29 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3365
Ynt: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« Yanıtla #4 : 29 Eylül 2013, 23:27:50 »
Syriza türü partiler sistemin emniyet sübaplarıdır.
Sistem bu tür partiler aracılığıyla, yığınlarda biriken patlamaya hazır enerjiyi paralize etmeye çalışır.

Marks'ın bahsettiği toplumsal devrim çağı başlıyalı çok uzun bir zaman oldu.
Komünizm'in maddi öncülleri,kapitalizm bağrına geldi yerleşti bile.
Eksik olan bu nesnelliğe müdahale edecek ÖZNE.

İlk olarak işçi sınıfı öncelikle bulunduğu çoğrafyadan başlayarak ,üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki zorunlu uygunluk yasasını bozan,bu ilişkinin hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan mülkiyet ilişkilerini ,burjuvaziyi ekonomik olarak mülksüzleştirerek ,onu gelişen üretici güçlere uygun hale getirecektir
İşte Toplumsal Devrim sürecinin önünü acan,onun tıkanmışlığını gideren,iktidarın sınıfsal el değiştirişini sağlayan bu moment anına,bu sıçramaya biz Marksistler SİYASAL DEVRİM adını veriyoruz.

Siyasal Devrimin ayak sesleri,Burjuvaziyi ürkütmekte ve buna koşut daha da saldırganlaştırmaktadır.
Ancak bu saldırganlık yığınlarda yılgınlık ve korku yerine,onları daha dirençli yapmakta,duydukları öfke de o oranda artmaktadır.

Bu durumda devreye Syriza gibi partilerin son çare olarak girmeleri doğaldır.
Bu nedenle onları sistemin emniyet sübapları olarak niteledik.
Syriza ve türdeş partiler,yığınlardaki bu birikmiş öfkeyi yumuşatmak,onları düzen içi yollara,sistemin çizdiği ve belirlediği siyasal alana kanalize etmek misyonu ile görevlidirler.

Bizde yok mu böyle partiler!

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Ynt: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« Yanıtla #5 : 20 Mart 2014, 22:08:56 »
Dünya ,küresel bir polis devleti olma yolunda hızla adım alıyor ; kimin sayesinde , KAPİTALİZMİN !

Sistemin egemenleri , nerdeyse bu yaşlı gezegeni mühimmat depoları haline getirdiler; yağma edecekleri , "demokrasi" götürecekleri heryere, toprak altı ve üstü tüm zenginliklerine göz diktikleri her toprak parçasını ve oralarda yaşamaya çalışan halkları yok etmek için tüm teçhizatlarıyla her yerde ,her an varlar !

Dokuz canlı kapitalist ciddi şekilde can çekişiyor , sürünüyor ,dili dışarda ,nefes alamıyor; şimdilik aldığı nefesi de tüm dünyadaki sözüm ona solcu,sosyalist  ve onların kuyrukçuluğunu yapan SAPSARI SENDİKALARA borçlu bir sistem !

Kapitalizm , ağzından alevler çıkan canavar misali emekçilere saldırıyor , iflas etti ama bu durumu onun kendiliğinden yok olma sonucunu asla doğurmaz !

Gelir eşitsizliğinin tavan yaptığı ; kemer sıkma politikalarının ,şirket küçülmelerinin  vb. getirdiği yüksek orandaki işsizlik ve beraberindeki toplumsal anlamdaki gerilik de had safhada...

Burjuvazi,  tüm dünyada düzene muhalefetin gün geçtikçe yükselerek arttığını görmekte ve tam da bu nedenle mülklerini ve sınıfsal durumlarını devam ettirmek adına yaşamsal hakları yok etmekte ve bunu pekiştirmek adına da polisiye önlemleri arttırmaktadır.  Korktuğu bu muhafelete ; kendinden olmayanları göz altına alarak,tutuklayarak  gözdağı veriyor.

Hazır sırası gelmişken tam da genel seçim gibi algılanan yerel seçimler öngünlerindeyken tekrar hatırlatalım ; burjuvazinin hiçbir kurumu emekçiler için asla gerçek anlamda güzellikler sergilemez , enfazla yaptığı -yapacağı reformlardır ,onları da istediği an geri çeker, kıvamını bozar ,yok eder . Son tahlilde ; siyaseten olsun sosyal açıdan olsun hiçbir burjuva kurum ve kuruluşlar birbirinin alternatifi olamaz ! Bu demek değildir ki kazanılmış olan demokratik haklarımızın takipçisi olmayacağız ama asıl yapmamız gereken sistemi -kapitalizmi- yok etmek adına yığınsallıkla örgütlenmektir. Tabii ki sınıfın enternasyonalist birliği şeklinde olacaktır bu !

Dünyanın herhangi bir noktasında  sınıfa karşı girişilen kıyım , yok sayma , özgürlüklere vurulmak istenen kelepçeleri kendi bünyemizde hissetmek,duymaktır aslolan ; aksi olduğu takdirde yani basit milliyetçi duygularla hareket edildiğinde  amaçlanan birliğe sekte vurulur, sistemin istediği tam da budur !

Küresel anlamda tüm varsılların edindikleri devasa servetler - ki kriz ortamında dahi yükselen  bir ivmeyle sürekli artmakta- unutmayalım üretici güçlerin gelişmesinden değil ellerindeki likitlerin manipülasyonlar marifetiyle geldiği noktadır. Hırsızdır sistemin egemenleri,dolandırıcıdır ; hepimizin cebindedir elleri, gözlerini dikmişlerdir yarattığımız artı- değerlere ...

Yeryüzünün tamamında durum budur ; egemenler aç gözlülükleri nedenli boğazına yapışmıştır emekçilerin , bunu yaparken de tek başına değildir ; sistemlerinin bekçiliğini yapan ordu ve tüm emniyet güçleri yanlarında yer alır !

Geçtiğimiz yakın zamanda Avrupa'ya , hatta dünyaya bakalım emekçiler nezdinde bu topraklarda yaşananlardan farklı bir şey var mı ? Gazsa gaz,jop ise jop ; yoksulluk ,kan ,gözyaşı ve ölümdür payına düşen gezegendeki tüm emekçilerin ...Küresel anlamda bir polis devleti ve militarizmin ben buradayım diyen hatırlatmaları ...

Edindikleri servet onların değildir,hepimizindir;  bizlerin emekleriyle edindikleri zenginliği ellerinden alıp dünya çapında toplumsal gereksinimler için kullunmak üzere acilen komünistlerin birliği sağlanmalı ... 

Güney Afika'nın en dibinden , yaşlı gezegenin en kuzey ile en güneyi ,doğusundan ,batısından tüm dünya emeğin olana dek  sistemle olan savaşımız devam edecek; çünkü insanlığın tek seçeneği sosyalizm giderek komünist toplumdur ...

Tüm servetleriniz toplumun malı olacak ve bundan ödünüz kopuyor,korkuyorsunuz, korktukça saldırganlaşıyorsunuz ama na fayda !

[/b]
« Son Düzenleme: 20 Mart 2018, 15:43:50 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Ynt: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« Yanıtla #6 : 08 Mayıs 2014, 18:54:56 »
Avrupa Birliği adı altında tüm Avrupa'yı öncelikle ekonomik ve sosyal açıdan birleştirmek alamındaki çalışmalar   - özellikle 2008 'deki  ekonomik kriz sonrası egemelerin kemer sıkma politikaları nedenli  Kara Avrupası ülkeleri arasında olumsuzluklarla  beraber ciddi anlamda sermaye/emek çelişkisini de ortaya çıkarınca - arzulanan sonucu vermedi.

Yaklaşık otuz milyon işsizin var olduğu  ,milyonlarca işçinin sosyal yardımlarla yaşamaya çalıştığı bu coğrafyada özellikle Doğu Avrupa ülkeleri  yoksullukta nerdeyse tavan yapmış durumda .

Ve görüldü ki , AB denen oluşum aslında ulusalcı anlamda - Avrupa Ulusu- bir klik yaratarak emperyalist bir güç odağı olma yolunda ciddi adımlar atıyor.Bunun somut örneği Ukrayna-Kırım - Rusya bağlamında görüldü, görülüyor.

Emperyal AB toplumsal ve ekonomik temelli başarısızlığını kapatmak ve emekçiler üstüdeki baskıları gözardı etmek  vb nedenlerle ,  şimdilerde emperyalist Rusya üzerine oynamakta, bu ülkelerdeki sistem sigortası sözüm ona" sol " ,hatta "sosyalist" çevreler dahi faşist Ukrayna yanında yer almışlar,  emperyalist iki taraftan bir diğerine taraf olmak gafletinde bulunmaktalar.

Bu tarz düşünce bizde de yok değil . Aklıma , AMERİKA GİTSİN RUSYA MI GELSİN ! geldi; şimdilerde  , tam yerine oturdu bence ... Haklarını yemeyelim bizdeki bazı uyuyanlar geç de olsa kıpırdanmaya başladılar . 

Oysa , böyle bir durumda sosyalistlerin ,komünistlerin başvuracağı yöntem bellidir : Namlunun hedefine burjuvaziyi almak ...

Son tahlilde , kapitalizm aldığı yaraları ,  ancak savaş kışkırtıcılığı vb. yöntemlerle militarizmi beslemekle sağaltabileceği  düşünülmekte ; hadi , kapitalistler için yeterli neden var diyelim ama sevgili  "sol"   '  a  ne oluyor ?

Sosyalist bir düzlemde birleşilmedikçe savaşlar da sistemin beslendiği ana damar olarak oluşmaya  devam edecektir.  Var olan sistemdeki egemenlerden birine taraf olmakla ancak sisteme yedeklenirsiniz pek sayın " devrimciler"  !

« Son Düzenleme: 08 Mayıs 2014, 18:56:58 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Ynt: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« Yanıtla #7 : 09 Haziran 2014, 22:50:50 »
Ekim Devrimiyle birlikte önemli derecede mevzi kaybeden ama 2. Paylaşım Savaşı sonrası  tekrar tırmanışa geçen Kapitalizm artık son demlerini yaşıyor. Bu bizlere göre böyle de burjuvaziye göre farklı mı ? Hayır, artık onlar da suyun tükenmekte olduğunu gördüler.
İnsanın doğasına aykırı bir sistem olan kapitalizm kendi engeliyle kendini vuruyor ; aynen , Marks’ın dediği gibi: “kapitalist üretimin gerçek engeli, sermayenin kendisidir”

Yaşamdaki tüm çirkinlikleri yaşatan kapitalizm artık finansal piyasaların paramparça olduğunu ,olmakta olduğunu görmekte ve kendilerince çareler aramaktalar. Bunun en somut örneği geçenlerde IMF’nin başkanı Christine Hanım ‘ın “kapitalizmi yötemlerinin değişmesi gerektiği” şeklindeki söylemidir.
İflaslarına  izin verilemeyecek kadar büyük bazı bankaların sistemik bir risk taşıdığının  yine IMF raporlarında açıklanması , küreselleşmiş sistemlerindeki sanal para yaratıcıları bankaların artık patlamak üzere olduğunun çok önemli göstergesidir.

Harvard‘ta  , öğrencilerin ,  Makro İktisat ve Uluslararası İktisat derslerine ,  neoliberal öğretilerden dolayı girmek istemediklerini birkaç sene önce isyan ederek dile getirmelerinin büyük yankılar yarattığını şimdiye dek duymamıştım. Bence müthiş bir olay ...Kısacası deniz bitti…

Nerdeyse iki asır önce  Engels  ve Marks tarafından yazılanlar ile onların uygulayıcısı olan Lenin’e tekrar selam olsun demeden geçmek olanaksız …

Marksizmin dolayısıyla Lenin’in  inkarcılarına  ve de onlara göz yuman burjuvazinin ekmeğine yağ süren omurgasızlara , sözüm ona "komünistlere" duyurulur…

Marksizmin ışığında yolumuza davam edeceğiz ve de MARKSİZMİ enternasyonal anlamda sınıfın tek düşmanının emperyalist kapitalizm olduğu bilinciyle ortak düşmana karşı birleşmek ;sermayenin emek üzerindeki ceberrutluğuna son vermek , asalakların kökünü kazımak sonucunda   gerçek değerlerimize kavuşmakla taçlandıracağız…   

Burjuva düzen ve onların toplum kurallarıyla çekimser olunmayarak düzenlerinin bekçisi olunmayacak !
« Son Düzenleme: 20 Mart 2018, 15:42:47 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1817
Ynt: AVRUPA , ORTADOĞU VE ASYA DERKEN - DÜNYA
« Yanıtla #8 : 04 Aralık 2014, 12:56:04 »

RUSYA ve ÇİN EKONOMİK İŞBİRLİĞİNİ GENİŞLETİYOR


Rusya, Avrupa ve ABD tarafından dayatılan yaptırımlar karşısında, son aylarda, Çin ile ekonomik işbirliğini önemli ölçüde genişletti. ABD’nin Rusya’yı ve Çin’i dışlamaya çalıştığı Pasifik ve Atlantik ticaret bloklarına (TPP ve TTIP) yanıt olarak, Rusya ile Çin arasında bir blok ortaya çıkıyor.

Rusya ve Çin firmaları, geçtiğimiz hafta Pekin’de düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) forumunda, onlarca anlaşmayı karara bağladı. Bunların en önemlisi, Rusya’nın devlete ait petrol şirketi Rosneft ile Çin devletinin kontrolündeki CNPC arasındaki işbirliği ile ilgiliydi. Rosneft, Sibirya’daki Vankor sahasının yüzde 10’unu CNPC’ye sattı.

Yüksek düzeyde borçlu olan Rus firması, bu anlaşma sayesinde dış borçlarını kapatmak istiyor. Avrupa Birliği (AB) ile ABD tarafından mali sektör üzerinde uygulanan yaptırımlar nedeniyle, şu anda, Rosneft ve Gazprom gibi büyük şirketler borçlarını idare etmekte güçlük çekiyor. Rublenin kasıtlı spekülasyon eliyle daha da kötüleştirilmiş çarpıcı değer kaybı, Rus enerji firmalarının konumunu, kendilerine kredi verenler açısından daha da zayıflatmış durumda.

Bir Çinli uzman, Reuters’a verdiği demeçte, Çin’e Rus petrolü ve doğalgazı sağlama anlaşmasının, kapsamlı siyasi sonuçlarıyla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkileri son derece sağlamlaştıracağını söyledi.

Geçmişte, yabancı firmalar, Rus enerji çıkarma sahalarından, yalnızca kaynak yaratılmasında özel bir teknik zorlukla karşılaşılması gibi istisnai bir durumda pay satın alabiliyorlardı. Oligark Michael Hodorkovski’nin 2003 yılında tutuklanmasının ve uzun bir hapis cezası almasının başlıca nedenlerinden biri, onun, Sibirya’daki petrol sahalarını ABD şirketlerine satmaya kalkışmış olmasıydı.

Buna karşın, Vankor sahasındaki çıkarma işleminde özel bir zorluk bulunmuyor ve burası, Sibirya’daki en büyük sahalardan birisi. Devlet Başkanı Vladimir Putin bizzat anlaşmanın siyasi önemini vurguladı. Putin, “Normalde, yabancı ortaklara izin vermekte oldukça isteksiziz ama Çinli dostlarımız için bir kısıtlama bulunmuyor.” dedi.

Gazprom, APEC zirvesinde, Rusya’dan Çin’e doğalgaz sağlayacak olan Sila Sibiri (Sibirya Enerji) boru hattının inşasının tüm yatırım sorumluluğunu üstlenmeye hazırlandığını açıkladı. Bu, toplamda 55 milyar doları buluyor.

Rus ekonomi gazetesi Kommersant, Gazprom’un iki projeye de aynı anda sermaye sağlayabilecek mali kaynaklara sahip olmaması nedeniyle, bu boru hattının yüksek maliyetinin, Güney Akım projesinin sonu anlamına geleceğini yazdı. Rusya, Güney Akım ile Avrupa’ya, Ukrayna’yı devre dışı bırakarak doğalgaz sağlamayı amaçlıyordu. Bu proje, kısa süre önce AB tarafından baltalanmıştı.

Gazprom başkanı Alexei Miller, APEC konferansından sonra, Rusya’nın yakında Çin’e, Avrupa’ya yaptığından daha fazla doğalgaz sağlayabileceği yorumunu yaptı.

APEC konferansında yapılan anlaşmalar, Rusya ile Çin arasındaki ekonomik işbirliğinin genişlemesinin yalnızca en son örnekleridir.

Rus devlet tekeli Gazprom, daha önce, Mayıs 2013’te, Çin’in CNPC firması ile Çin’e 400 milyar dolar değerinde doğalgaz sağlama anlaşması imzalamıştı. Rusya, on yıl boyunca uzayan görüşmelerin ardından defalarca durma noktasına gelmiş olan anlaşmayı, Ukrayna krizi nedeniyle Avrupa’ya doğalgaz ihracının düşmesinden dolayı, hızla sonuçlandırdı. Gazprom, Avrupa ülkeleri tarafından ödenen ortalama fiyatın oldukça altında bir fiyatı kabul etti.

Bir Rus analist, Rusya’nın Çin’e kıyasla zayıf ekonomik durumuna işaret etti: “Gazprom’un ve Rosneft’in Çin’e bağımlılığı giderek artıyor. Çin artık karlı olmayan anlaşma koşulları üzerinde diretebilir.”

Putin, ABD ve Avrupa ile ilişkiler kötüleşirken, defalarca, Kremlin’in Asya’ya ve özellikle Çin’e doğru güçlü bir yönelim geliştirme niyetinde olduğunu açıklamıştı. Çin, geçtiğimiz yıl, Almanya’nın yerini alarak Rusya’nın en önemli ticaret ortağı haline geldi.

Aynı zamanda, özellikle kaya gazı gibi alternatif gaz kaynaklarının sayısındaki artış nedeniyle, Avrupa’nın Rusya’dan enerji ithalatı son yıllarda önemli ölçüde düştü; ABD, 2009 yılında dünyanın en büyük gaz üreticisi olarak Rusya’yı geride bıraktı. Rusya’nın dünya piyasalarındaki konumu, bu yüzden, Ukrayna krizinden önce sert biçimde gerilemişti. Yine de, Rus ekonomisinin büyük ölçüde bağımlı olduğu enerji ihracatının önemli bölümü AB’ye gidiyor. Bu durum artık değişmeye başlayabilir.

Çin, Rus enerji kaynaklarına bağımlıdır. 2013 yılında, Çin, dünyanın en büyük ham petrol ve sıvılaştırılmış fosil yakıt ithalatçısı olarak ABD’yi geride bıraktı. Çin’in petrol ithalatının 2020 yılına kadar, 2005’tekinin dört katına çıkarak, günde 9,2 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor. Çin’in ABD tarafından, diğer şeylerin yanı sıra enerji ithalatı için kullanılan deniz yollarını kontrol etmek amacıyla kuşatılmasının bir sonucu olarak, Çin, Rusya’daki enerji kaynaklarını güvence altına almaya çalışıyor.

Rusya ile Çin, mali alandaki işbirliğini de genişletiyor. Rus bankaları, öncelikle Batılı sermaye piyasalarına erişimlerini kısıtlayan yaptırımlar nedeniyle, Çin’e doğru genişleme yönünde girişimde bulunuyorlar. En büyük ikinci Rus bankası VTB, Londra borsasından Singapur’a kaydı. Banka, Ukrayna krizi nedeniyle milyarlık zararlarla karşı karşıya.

Ayrıca, Rusya ve Çin, birkaç aydır, ticarette ABD doları kullanmaya son verme, onun yerine yuanı ve rubleyi kullanma üzerine bir planı tartışıyor. Bu, zaten zayıflamış olan ABD dolarının altını daha fazla oyarak, dünya ekonomisi üzerinde büyük bir etki yaratacaktır. Rusya ilk on ekonomi içinde dokuzuncu sırada yer alırken, Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi.

ABD’de ve AB’de, Rusya ile Çin arasında gelişmekte olan ittifak giderek artan bir kaygıyla izleniyor. Financial Times gazetesi, Moskova ile Pekin arasındaki olası bir ortaklığı, “Amerika’nın bir numaralı dış politik sorunu” olarak tanımladı.

 
Clara Weiss
2 Aralık 2014
İngilizce’den çeviri (21 Kasım 2014)
http://www.wsws.org/

(Görsel ürün tarafımızca eklenmiştir)
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.